31 Temmuz 2007 Salı

oyun

ve oyun başladı...perde açıldı, tek tek çıktık sahneye. bir ben vardım , bir de var sandığım. hepsi oyundu ve hepsi sayfalarda yazılmış,
akıllarda şekillenmiş, fikirde hayat bulmuş bir kaç yaşamdı o kadar. ve ben öyle gerçek oynadım ki rolümü, bazen ağladığı
yerde ağlamak istedim , bazen de ağladığı yerde rolüme teselli vermek.ne kadar gerçek olsa da, oyun olduğunu bile bile "gerçek bu" dedim. kim bilir, belki de gerçek olsun istedim. sonra
oyunculardan biri düştü sahneden, sendelemişti zaten perdeye doğru, biri koştu ön sıralardan yetişemedi, ki yetişse bile
vakit artık çok geçti.çünkü oyun başlamıştı.işte o zaman duydum içimden duymadığım heyecanımı, sevincim benimle bütün,hüznüm ise sürekli sırtımdaki bıçaktı. her alkışta
her gülümsemede kendini fark ettiriyordu bana. inanmak istemedim ilk önceleri, oyun bu, oyna geçsin sahnenin biri dedim,
rolüm gereği gülümsedim.hep iyi olandım, kötüyü bilemeyendim. öyle ya, tabi.ne iyi insandım ben, oyun içinde gerçeği, gerçek içinde oyunu ayıramayacak kadar saf hatta. sahne başından bakınca ışıklara,
gözlerimin kamaşacağını, boncuk boncuk siyah görüntüler içinde seyircileri arayacağımı bilemedim.oyun bu, oyna geçsin sahnenin biri daha dedim.ve sonra oyun başladı.asıl sahne buradaydı. ben gerçekleri oyun, oyunları ise gerçek sanardım. öyle değil dedi bana süflorüm, bu oyun başka...oynanması zor,perdeleri ağır ve hatta seyircileri yalan. alkış sesleri yok , üzülme kötü oynadım diye, iyi olana da sessiz
kalan çok.bu oyun zor, perdeleri kadife. bile bile oynamak, bile bile gerçek sanmak, ve güle güle gidebilmek içinden. ve oyun bitti.anlatılamayanlar kadar çok kelime, ve anlatılanlar kadar az değerli bakışlar içinde, sessiz sedasız bir kapanış.belki bir kaç damla göz yağmuru, ve belki yüreğin enkazı, o kadar.
işte o zaman, oyun bitti.