31 Temmuz 2007 Salı
O '
gece gibi gözleriyle, geceyi aldatan gündüz aydınlığındaki yüzüyle baktı bu defa gökyüzüne. yıldızları kıskandırdı, onları kavga ettirdi, küstürdü. ama olan bitene hep güldü. içinde yaşadığı çıkmaz sokak serüvenlerinin komşularını aynı eve topladı, kimi vakit en sevdiği şarkıları söyledi onlara, kimi vakit ise nedensizce ağladığı gözyaşlarının hikayesini anlattı. yanağından süzülen damlalarla aynalarda konuştu, konuştuğu kelimelerin sessizliğinde yankılanışından korktu, karanlık odasının kapısını açıp ışığı görmeden, buruşmuş yaşlanmış yatağının üzerine uzanıp, ne rüya görmek istediğini karanlığa anlattı durdu. halbuki karanlıktan korkuyordu. çok zaman geçmeden yırtmacından aşağıya koşan bacağı ile yere narince uzanıp ayağa kalktı, duvarlarda kaybettiği ellerini aradı, duvarlar soğuk olmadığı gibi derin de değildi. çok geçmeden buldu ellerini, sevdi, sevmeyi elleriyle öğrendi.uzun bir elbiseydi vucudunu saran, ve karanlık geceyi aydınlatan. geceyi kıskandıran gözleriyle kendine bakmadı bu defa, aramak gerekirdi kaybolan duvarın içinde yok olan kendisini, bulmak güçtü çünkü yıkılıp gitmişti eski evin cumbalı duvar köşesi.ve bulmak güçtü eski çıkmaz sokağın komşularını, onlar ölmüştü.ve bulmak imkansızdı kaybolanı,ve kaybolan yıkılan değil, yıkılmış olan değil ; yeniden var olan geceydi. sabah olmuştu o yatağı üzerinde rüyasını anlatırken. ve hatta uyumuştu gözlerindeki parıltı en güzel halindeyken.