31 Temmuz 2007 Salı

...(3)

sessizliğinde nasıl korktuğumu ah bir bilsen. telaşımı bir hissetsen. ağaçların en köşebucak dalında yalnız başına kalmış bir yavru kuş gibi, çaresiz, yem
oluyorum korkularıma. korktuğum sessizliğin uğultusu değil, sensiz kalan bir ruhun söylediği şarkının nakaratı...ve yine sensiz, ve yine sensiz, diyerek tamamlanan cümlelerin her biri.sensiz olmak, acıtıyor yüreğimi.

duyduğum , anlamaya çalıştığım bir kaç ses vardı evvelden. sabahları uyanan kuşların cıvıltıları, ağlayan bir çocuğun birden gülümsemesi, yalnız kalmış
bir insanın bakışlarındaki sesi. şimdi ise, bir ses daha var kulağımda beliren, sensizliğin sesi...sensiz geçen her anda var olan , bordo renkli bir ses işte.sensiz olmak, uğuldatıyor yaprakları.

kendinden geçip gitmiş, ne olduğunu unutmuş, küçükmüş ya da büyükmüş umursamadan kendini, uyuşan bir ruh şimdi bedenimdeki. sensiz kalan bir
sokağın sessizlikte , ayakkabılarımdaki sesi yankılandırması gibi, yankılanmak istedim yüreğim şehrinde şimdi. belki o zaman sensizliği duymazdım,kimbilir.ve sanıyor musun ki,sensizliği duymamak mümkündür,sensiz kalmak bir yürek için giyilen en ağır hükümdür.sensiz olmak,zindan eder yürekleri.

sol yanında en içli duran yerdedir yerin. heyecanın olduğu,sevginin bolluğu, şevkatin dairesinde şekillenen bir yaşamın içinde,yeni bir yaşam olmaktır
inceliğin. incinmenden korkan şehrin insanlarınca komşu edinilen bir yürek şehrinde büyümelisin şimdi, çocukluğunun en haylaz yıllarını, gençliğinin en
dolu zamanlarını,yaşlılığının en anlamlı bakışlarını bu şehirde var kılmalısın. yalnız ki , sessiz kalmamalısın.sensiz olmak , yalnız bırakır şehirleri.

sessizliğinde, sensiz olan her anda, korkmak şaşılacak bir şey değil, senin yanında huzur bulmaksa esas olan, sensiz olunan her an korkunun kendisidir.sen ki aydınlıksın ruhumun güneşi, ellerimi iki yana bırakıp, gökyüzünü düşlesem herkes gibi. geceleri karanlık yapsam,yıldızlarımı görmezden gelsem, karanlıkta kalır mıyım sanarsın?sensiz olmak, işte asıl karanlık budur yürek için.