31 Temmuz 2007 Salı

...(2)

başlamak için söze, seni hapsetmek gerekir önce..hapsetmek ki yüreğin en derininde seni bulmak, aldığın nefesi sen bilmek, geri verdiğin anda bir sonraki nefes alma zamanına kadar hasret içinde
boğulmak. sen ki, hapsolmuşsun yüreğin en derinine, yürek olmuşsun içime.

yaşamak için senle, sen olmak gerekir önce..sen ki yaşamanın anlamı, anlam ki mananın en muhteşem hali, muhtemelen sonsuz muhtemelen ölümsüz olmak, uçmak ve hiç konmamak.çırptığın kanat seslerinde var olan namelerde dahi seni duymak, yaşamak ki sevmek seni, sen olmak.

zaman ki fesat koşup gülümsemelerimize, küheylan eyler kendini. koştukça koşar , hızlı olmak adına elinden geldiğince kendini yorar.bilmez ki küçük bir
ruhun büyümek adına, elinden gelen yardımı bu şekilde yapar. günler geçer, aylar geçer ve yıllar geçmiş olur, koşan küheylandır ki, küçük bir ruhu
büyütmüş, küçüklüğü yanında koşturmuş, büyümeye susatmış, suyunu ikram etmiştir.

ömür ki doyulamayan sanılmış. yaşamak ne güzel be kardeş demiş yanındakine her bir veli. yaşamak değil doyulmayan, sen olmak.biraz kulakları çınlamış olmalı ki seni duymuşlar, seni yaşamaya doyamamışlar. peki tamamen sen olan bu gönül, yaşamaya nasıl doyar?

gece ki ben olmuş yıldızların her birinde, sabahı kovalar. sabah ki sevdiğimi bilir geceleri, bunun için biraz geç doğar. sen ki hem gecesin hem gündüz, en sevdiğim gece, en aydınlık bir gündüz. sevgimsin, bilirsin, bilirsin ki sen en sevdiğim bir gece gibisin.

bitirmek için sözü, seni hapsetmek gerekir önce...hapsetmek ki, anlamların en güzeline, sığmayan kelimelere,bir bakışa ya da gülüşün en incisine.gülmek ki, sen olmak, sen ki yaşamak,yaşamak ve sonsuz olmak,sonsuz ol diye,gülmek.

başlamak ve bitirmek haksızlık olur ki, sığmazsın kelimelerekelimeler ki buruktur yüreklerisığdıramadılar seni içlerine.içleri ki sen dolusundur,bendeki yürek gibi yine.