Mavi bir hayatın içinde nefes alıyorum, tenha sokaklar ama cıvıldayan çocuklarla dolu, işte öyle bir şey bu. Yürüyorken ben, attığım adımların her birinde başka bir melodi basıyor toprağa, dans ediyorum…
uçan eteklerim, kırmızı rugan ayakkabımla…
Ellerim bütün havayı kucaklamak ister gibi yıldızlara uzanmış, gözlerim seni arar gibi ardımdan geçenlere bakar vaziyette, belim tam zıttı bir yöne dönmüş her şeye inat , ayaklarım yere değmiyor, farz et ki ellerim beyaz tüylerinden suları damla damla dökülen iki kuğunun birbirine yaptığı dans şöleni gibi çoşkuyla haraket ediyor. Eteğim bana eşlik ederken kırmızı ruganlarım üzerine düşen güneşten selam almışçasına parıldıyor…
Tüm varlığıyla bana kollarını açan yeşil bir vadi , içinde türlü türlü çiçekler , kuşlar , bembeyaz bulutların yüzünde çoşkulanmış köpürcükler , ellerinde pembe şekerleriyle oynayan minik yürekler , dans eden bir ben ve bana eşlik eden bütün sözcükler…
sanki yeni bir yaşamı keşfetmiş gibi tedirgin adımlar, yeni yaşamın içindeki derinliği bulmuş gibi de hayretli bakışlarla gülümsüyorum, kırmızı ruganımı belimi yana kıvırıp ellerimi yeşile bürüdüğümde tüm ihtişamı ile görüyorum…
Sevdiğim baharların, serin serin esip de tatlıca üşüten rüzgarlarınla konuşuyorum, saçlarımla oynamasına biraz izin veriyorum. Kollarımı hasretle saran hırkamın cebinden giden uzunca ipliğin peşinden ceylanın ayak seslerindeki şarkıyı söyleyen kız misali, güle oynaya gidiyorum. Ruhum bedenimin belini bir eliyle kavramış, diğer eliyle de elini tutup gözlerindeki parıltıya hayranlığını suskunluğunla anlatıp ; dansına başlamış…
Sevginin içine girmişler , sevmeyi, gülmeyi, umut etmeyi, hoşgörüyü , mutluluğu , huzuru yanlarında raksın en güzel halindeyken görmüşler. Kimse kimsenin ayağına basmamış , yüzlerden gülücükler eksik olmamış . ruhum bedenime aşıkmış, bedenim ruhuma aşık…
aşklarını yüreğim oluşturmuş, ellerini sıkı sıkı tutuşturmuş, gözlerinden parıltıyı eksik etmemiş , güneş doğmasa bile olur artık demiş. kim var kim yok yeşil vadi içinde bir ipin peşinden danslarla beraber gitmiş. Kırmızı ruganımdan ödünç aldığı allığı yüzüne süren güneş , gündüzü ardında bırakmış, gece olmaya aday olup, mavilik içinde ruhumu bedenim içinde selamlamış.
Artık onlar, ben olmuş…
Hırkanın ucu kimsenin olmadığı , deryanın gözbebeği etrafında el ele tutuşan maviliklerde son bulmuş. Ruhum bedenime dönmüş seni anlatmış , bedenim ruhuma her bitirişinde sözünü bir kez daha tekrarlatmış.
Yüreğim tutulan ellerin içinde kalıp huzuru çağırmış , huzur gelirken mavinin yanına , parmaklarının ucunda süzülürcesine yürüyen sevgiyi getirmiş.
Gönül dayanamayıp olan bitenin yanına gelmiş , elleriyle sıkı sıkı tutmuş anlatılan her kelimeyi , ayaklarınla çalan melodiyi toprağa basa basa tekrarlamış , gözleriyle deryanın mavisindeki raksı seyretmiş , kulaklarıyla sevginin namelerini dinlemiş, ve aklı bir karar vermiş ;
Kırmızı ruganıyla dans eden, uçurum etekli, okyanusun sesini getiren küçük mavilerin arkadaşı, deniz fenerinin alacakaranlığında ruhunun bedenine sığmadığı , kendisi olup yüreği içinde seni bulan bu gönül ;
Seviyormuş meğer.
Ruhum bedenime aşıkmış, bedenim ruhuma aşık…
Aşklarını yüreğim oluşturmuş, yüreğim sana aşık…