
her adımım bir bakıştır yer yüzündeki varlığına,
adını andığım her nokta çiçeklere bürünür, sen kokar.
midemde dolanan amansız krampların heyecan sebebidir gözlerin,
biraz sonra yorgun düşüp uyuyacağım yerdeyim,
göğsünün içinde,
kalbin denilen yerde.
en çok sabahları üşürdüm, daha güneş yüzünü yıkamadan
bulutların giyindiği sarı eteklerinin ucunda gözlerim
açılırdı güneşe karşı ellerim.
göğsümü sana doğru verdiğimde, hani gerindiğimde
sarıldığın an, kalbimde doğan çarpıntıların babası ;
sevdiğim adam, gözlerimin parıltısı,
yazmak istediğim romanın başkahramanı,
yazamadığım onca şiirin öznesi
anlatamadığım duygularımın incisi,
denizlerin mavisi,
gökyüzünün nefes dolu sabah rüzgarı
dünyamsın,
göğsünün içinde büyüyen ben,
minik bir bebeğim ellerin içinde,
kalbin denilen yerde.
çaresiz kaldığım anların, tek anlayanı,
ellerinde şefkat duyduğum, canımın cananı
her adımım bir sözdür rüzgarda sesimi duyan kulaklarına
dilimde aşka bürünen kelimelerimin titreyiş sebebidir gözlerin,
biraz sonra yazacacağım şarkının nakaratındayım,
avuçlarının içinde,
kelebek prenses, pamuk olmuş diye.
en çok geceleri korkardım, daha yıldızlar doğmadan başlardı sancılarım
ay'ın giyindiği parlak kumaşın düğmelerinde gözlerim
açılırdı pencereden içeri parlak ellerimden aşkının ismi
kıvrılıverdiğimde kollarının altında, hani kedi gibi olduğumda yani
yumuşacık öptüğün an , içimde cızzlayan sevincin pırıltısı ;
özlediğim güzel gözlü adam , sesimin şıkırtısı,
söylemek istediğim şarkıların nakaratı,
gördüğüm rüyaların en gerçek olanı,
beyaz renkli güvercinlerin kanadında taşıdığı rüzgar,
kelebek tenli canım,
seni anlatamadığım onca kelimelerin, şimdi,
tüm hakkı aşk a aittir.
her adımım bir kalemdir defter üzerine
ne kadar yürüsem de erişemem sen kelimesine.