1 Ağustos 2007 Çarşamba

...(18)

Lütfen dinle etrafımızda çalan şarkıyı…

Ellerimiz birbirini sevdiği zaman,
Gözlerimizdeki ışıltıda oturalım geceleri
Geceler âşık olsun aşkımıza.
Denizin ışıltılı dalgalarını saçlarımda,
Saçlarım içindeki parmak uçlarında hisset hadi…
Elin elime değdiği zaman, denizin kabarışını
Eteklerini savuruşunu, heyecanlanan yüreğinde
Kuyruklarıyla nameler çalan balıkların dansını
Seyret yakamozun gözümdeki ışıltısında hadi…
Tenimdeki yalnızlığı avut aşkınla
Elin saçlarımı bir bir selamladığında
Dalgalanan karanlık gökyüzünün
Aşkımıza âşık olduğu anda gürlediğini
Benim seni sevdiğimi söyler gibi, duy hadi…
Denizin sahile sarıldığı gibi
Her anda yeniden sarıl bana
Dudağımı dudağında, elimi saçın arasında
Geceyi gündüze âşık, zamanın suya
Ömrümün senin olduğu o anda,
Söyledim şarkıyı, sessiz sakin dinle hadi…
Elimi tut, saçım altından omzumu omzuna yasla
Anlat denize bizi, gizli sevgimizi
Gizli iyiliklerimizi…
Gizli olan her şey gibi,
Bizi gün yüzünde gülen bir göz gibi
Düşün, attığım kahkahanın tohumu diye, hadi…
Şimdi âşık olduğum için denize haykırıyorum
Beni duymayacağını bile bile anlatıyorum
Adıma âşık diyorlar
Maşukum sensin, öyle bir sevda ki bu,
Gizli birer iyilik gibi, denize atıldı
Bir gün karşımıza çıkarsa diye değil
Denizde yüzer gibi, mavi olsun diye
Gözlerinde beni gör yeniden
Dudağımı sev narin parmağın ile
Omzumu tut sıkı sıkı,
Bana âşık olduğunu yeniden söyle, hadi…
Ellerinde ellerim, saçlarım içinde sıcağın
Yüreğimde sevdan, karşımda deniz
Başımdaki taç gibi aydınlık ay
Yıldızlar gözlerin, dişlerin birer inci denizden koşan
Kokun meltemleri süslemiş
Gece bize âşık olmuş sevgilim,
Sarıl bana, şimdi onun şiirini dinleyelim, hadi…

...(17)


Kahverengi raylar…
Ahh beni sana âşık eden şu tren yollarındaki olaylar…
Bilmiyorlar onlar, bakma yüzlerine
Anlatmadılar Cezayir sokağındaki kırmızıyı
Kırmızı eteğiyle gezen küçük kızın gözyaşlarını bilmiyorlar.
Kahverengi gözler…
Ahh beni sana vurgun eden şu gözlerim…
Gördüğü zaman yerini terk edecek denli çarpan yüreğim
Ellerimde mendilim, alnımda terim
Birkaç adım daha atsam bayılacak içim
Kırmızı eteğinle ağlayan küçük kız
Bir anne, bir de Cezayir sokağı
Yürüyorum ardınızdan.

Kahverengi taşlar…
Ahh koşarken ayağımı burkturdular
Canımın acısını duymadım o sırada
Gözyaşlarınla döndüm hayata
Toprağında susuz kalmış misali bir gonca
Ağlayabilen var mı diye düşünürken
Küçük kızın karşısında döktüğün gözyaşına hayran oldum
Kahverengi gönüller…
Ahh onlar acı nedir bilmezler
Umursamadılar senin feryadını,
Duymadılar ağlayan küçük kızın bağırdıklarını
Sessiz gidiyor sandılar
Kırmızı eteğinin savrulduğu beyaz çoraplarındaki
Çamur lekelerine aldırmadan
Hızlıca giden annesinin eline tutuşturuverdiler.

Kahverengi raylar…
Ahh beni sana âşık eden şu tren yollarındaki olaylar…
Anlatmadılar o gecenin suskunluğunu, bakma yüzlerine
Bilmiyor onlar, küçük kızın yanağındaki tokat izini
Kırmızı eteğiyle gezen minik yüreğin kırılışını duymadılar
Annesi bir fahişeymiş aldırmadılar

Kahverengi sokaklar…
Ahh tozdan dumandan kirlenmiş kaldırımlar
Adım atılmamış hayallerin yolları
Kirlenmiş düşünceler parkı
Sallanan salıncakların kırmızı etekli küçük kızı…
Kahverengi gözler şimdi birer
Kahverengi taş oldular
Kahverengi gönüller ağlayamadılar
Üzerindeki tozu silemeden
Kahverengi raylar üzerinden gittiler
Sen sokağını buldular
Ahh beni sana aşık eden şu tren yolları…
Kırmızı etekli küçük kızın, hayatındaki en güzel yüz
Yüreğinin incisine sığmayacak bir sevdicek
Kelimelerce anlatılmayacak bir sevda
Zamandan daha uzun, andan daha kısa

Ahh bu ömür bizi bitirecek
Beni sana âşık eden tren yollarından götürecek
Söz veriyorum;
Kırmızı eteklerim altında kırmızı ruganımı giyeceğim
Ellerimde mendilim, alnımda terim
Seni ilk gün gördüğüm yerde
Yeniden bekleyeceğim…